>

KÖŞE YAZILARI | REHA MUHTAR

Kadının kör noktası...

"33 yıl önce babam bana araba kullanmasını öğretirken çok önemli bir şey söyleyiverdi..." Reha Muhtar`ın yazısı...
 
   
 
 
     

KADININ KÖR NOKTASI...

33 yıl önce babam bana araba kullanmasını öğretirken çok önemli bir şey söyleyiverdi:

“Sağ dikiz aynasından arkanı görebilirsin... Arkanda araba var mı yok mu anlar, ona göre sollayabilirsin...” dedi,

“Ve fakat sağ dikiz aynasının görüş alanı dışında kalan küçücük bir nokta vardır...

O noktayı mümkün değil göremezsin...

Kör bir noktadır o...

Arkandaki araba sollamış seni geçmek istemektedir...

İyice sola kaydığından, sağ dikiz aynası göstermez onu...

Sen dikiz aynasına güvenip aracı sollarsan ölüme yol açabilecek kaza kaçınılmazdır...

Buna kör noktası denir...”


***

Arabadaki kör noktası sol dikiz aynası yardımıyla görünür kılınıyordu...

Arabaların dışına sol dikiz aynası konarak sorun çözülmüştü...

Oysa ben kadınların kör noktasının nasıl çözüleceğini bilmiyorum...

Çünkü onların kör noktası erkeklere oranla misli misli komplikeleşmesine karşın, “kendilerine göre aşırı düz olan erkeği algılamada inanılmaz bir kör nokta semptomuyla” karşı karşıya bırakıyor...


***

Uzun zamandır tanıdığım piyasanın ilişki gurusu kıvamında genç ve güzel kadın bana uzun süreli bir aşk yaşamak üzere ilgi uyduğu bir adamın kodlarını veriyordu...

“Ahh nasıl iyi bir insandı bilemezsin...” diyordu...

“Bir hafta beraber gezdik tozduk... Her şeyi paylaşmaya konuşmaya çalıştık... Nasıl romantik nasıl bir ekip gibiydik... Hiç beraber olmadık... Hiç zorlamadı beni... Buna karşın sevecen, koruyucu ve duyarlıydı...”

“Sonra” dedim...

“Sonra” dedi, “Çalıştığı şehre gitmeye yakın, ’Ben senin istediğin gibi bir ilişkiyi şu anda yürütemem’demeye başladı...

Başımdan kaynar sular döküldü sandım...

Herhalde birileri benimle ilgili bir şeyler söylediler, onu doldurdular, yoksa mümkün değil mükemmel biriydi...”

O ve arkadaşı konuştukça üzülmeye başlamıştım...

“Ne şansız kız” diyordum içimden kırk yılda bir kıza uygun biri çıktı, onu da zehirledi etrafı...


***

Baştan oralı olmamıştım kim bu adam diye...

Yavaş yavaş sordukça, onlar da gıdım gıdım ipuçlarını verdikçe “muhteşem sevgilinin” kim olduğu ortaya çıktı...

Şöyle söyleyeyim...

“Hayat boyu evde kalacağımı bilsem, o adamla uzun süreli bir ilişki için dışarı adımımı atmazdım...”

Bunu “muhteşem sevgiliyi” tanıyan herhangi bir erkek sadece beş dakikada anlayabilirdi...

Biraz önce bana tarif ettikleri melek yüzlü, kibar, duyarlı, insan ve kadın sarrafı adamla söyledikleri kişinin alakası yoktu...

Kadın ilişki guruları kör noktayı hiç görememişlerdi...


***

Bir kadının kör noktası merhamet duygusuyla tetiklenmiş “farklılığını gösterme” duygusudur...

Kadın hiç kimsenin “adam edemediği” erkeği, kendisinin adam edeceğini düşünür...

Egosu güçlüdür ve diğer kadınların bunu becerememiş olduğuna inanır...

Erkeğin serseri ruhu, iflah olmaz kıvamı kadını erkekten uzaklaştırmaz, tersine yaklaştırır...

Kadın merhametle karışık bir tür sevgi duyar “bir türlü adam olmak bilmeyen o adama...”

Onu evirecek çevirecek, şevkatli kollarında, anlayışlı sularda, sakin limanlarda kendine getirecektir...

“Allahsız yosmaların hiçbiri bugüne kadar bunu yapamamıştır...”

O yapacaktır...

Adamın iflah olmaz bir serseri olması ayarının doğru verilmemesindendir...

Kendisi verdiğinde her şey hallolacak, o beyaz atlı prensine kavuşacak, erkek de anlayışlı sevgilisinin kollarında huzura erecektir...

Bu şizofrenik fantazya kadının annelik uygusuyla beslenir...

Serseri çocuklar onun için “in” dir...

Anasının babasının mühendis hesaplarıyla düzgün yetiştirilmiş hergeleleri, onun için kazların ilgisine mahzar olmazlar...


***

Onlar misal Teoman gibi arızalarla ilgilenirler...

Onu allayacaklar, pullayacaklar, adam edeceklerdir...

“Sevimli fırlamayı, ruhu öksüz kalmış zavallı serseriyi” mutlu edeceklerdir..

Kadın bunu misyon edinir...

Merhameti, genetik mirası annelik güdüsü, özgüvenin yarattığı başka kadınların yapamadığını yapabilme dürtüsü onu bu şizofrenik misyona iter...

Kadının kör noktası komplike beyninin kendi içinde yarattığı “bir muhteşem misyonun” öznesi bir serseriyi bulmaktır...


***

Sevimli serseriler çoğu zaman kadının bu şizofrenik misyon edinme tutkusunun farkındadırlar...

Kadın onu adam etmeye çalışırken, onlar kadınla oynarlar...

Komplike kadın beyninin düz ve basit erkek beyni karşısında kontak yaptığı alan burasıdır...

Kadın çabaladıkça, sorunu çözeceğini sanır, oysa fasit dairede dolanmaktadır...

Mesele aslında çok basittir...

Değiştirilmeye çalışılan erkek değişmeyecektir...

Hiçbir zaman değişmeye de niyeti olmamıştır zaten...

O niyet kadında şizofrenik biçimde var olmuş, kadın bu şizofreniden kendine misyon edinmiştir...

Bir kere, değiştireceğine ve şevkaktli kollarında sakinleştireceğine inandığı için, “şizofrenik beyaz atlı prens ne yapsa” anlayışla karşılanacak “hala daha hazır olmadığından” dem vurulacaktır...

Beynin beyne karşı oynadığı bir oyundur bu...

Kadın beynindeki zeka, duyarlılık ve detaylarla beslendiğinde şizofreni çok yıkıcı olmaktadır...

Serserileri “sevimli” yapan kadın beynindeki merhametle soslanmış, annelik ve farklılık dürtüsüdür...

Yoksa sevimli olan tek şey kadının bilinçaltındaki idealdir...

Başka bir şey değil...

O erkek, bir başka erkek için sadece sahtekarın tekidir...

Reha Muhtar
rmuhtar@gazetevatan.com



REHA MUHTAR
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>